6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1352. maddesinde römorkaj hizmetine dair alacaklar, deniz alacakları arasında sayılmıştır. Buna dayalı olarak elbette alacaklı, hizmeti alan gemiye başvurarak kural olarak gemi borçluya ait olması şartıyla geminin ihtiyati haczini talep edebilir. Geminin ihtiyati haczi Türk Ticaret Kanununun 1353 vd maddelerinde özel hükümlerle düzenlenmiştir.

Bu hususa dair bir uyuşmazlıkta ihtiyati haciz talep eden vekili, müvekkili şirketin, Türkiye’nin çeşitli limanlarında idareden aldığı izinler kapsamında römorkör ve kılavuzluk hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda, müvekkili şirketin borçlu şirketin talebi üzerine Türk Bayraklı X isimli gemi ile Marshall Adaları bayraklı Y  isimli gemilere İskenderun Körfezinde römorkörcülük hizmeti sağladığını, daha sonra, ilgili gemilerin limandan gerekli izinleri alarak çıkışlarını gerçekleştirdiğini, vermiş olduğu hizmetlerin karşılığında faturalar düzenlediğini ve fakat faturaların ödenmediğini ileri sürerek  alacağının borçlu şirket tarafından vadesinde ödenmemesi nedeniyle, borçlu şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına ilişkin olarak mahkemenin uygun göreceği teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.

Talep önüne gelen Asliye Ticaret Mahkemesi, “İhtiyati haciz isteyenin borçluya verdiğini iddia ettiği hizmetler römorkaj hizmetleri olup, 6102 sayılı TTK’nın 5. kitap 8. kısım 1352 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde TTK’nın deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, davanın denizcilik ihtisas mahkemesinde görülmesi zorunludur.” şeklinde görüş beyan ederek talebin reddine hükmetmiştir. Sonrasında dosya istinaf yoluyla Bölge Adliye Mahkemesi huzuruna gelmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, “İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin, denizcilik ihtisas mahkemesinde ileri sürülmesi gerektiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. TTK’nın 1352. maddesinde geminin ihtiyati haczi düzenlenmiştir. Buna göre, geminin ihtiyati haczi, Kanun’da sınırlı olarak sayılmış olan deniz alacakları için istenebilir. Yasa metninde belirlenen deniz alacaklarını teminat altına almak üzere geminin ihtiyati haczi düzenlenmiştir. Geminin ihtiyati haczi TTK’nın 5. kitabında düzenlendiğinden, bu konuda deniz ticaretinden veya deniz sigortalarından doğan uyuşmazlıklara bakmakla görevli ihtisas mahkemesi görevli olacaktır. Oysa somut olayda geminin ihtiyati haczi talep edilmemiş, İİK’nın genel hükümlerine göre ihtiyati haciz talep edilmiştir. Deniz alacaklıları, bu alacakları nedeniyle geminin ihtiyati haczini talep etmek zorunda değildir. Kanun, deniz alacaklılarına geminin ihtiyati haczini talep etme hakkı tanımış olmakla birlikte, deniz alacaklısı için bu bir zorunluluk değildir. Deniz alacaklısı, kanunin sınırlar içinde, İİK’nın 257 vd. hükümleri uyarınca borçlunun diğer mallarının ihtiyati haczini talep edebilir. Genel hükümlere göre verilen bir ihtiyati haciz kararı, borçlunun gemi dışındaki diğer malları hakkında uygulanabilir. İİK’nın 257 ve devamında düzenlenen genel hükümlere göre verilen bir ihtiyati haciz kararının, gemiler hakkında icra edilmesi hukuken mümkün değildir. Zira geminin haczine dair kararda öncelikle geminin ihtiyati haczi için TTK’nın 1352 vd hükümlerinin mevcut olduğunun tespit edilmesi ve geminin tüm kimlik bilgilerine (geminin adı, IMO numarası, bağlama limanı vb.) yer verilmek suretiyle hangi geminin ihtiyaten haczine karar verildiğinin açıkça gösterilmesi gerekir. Somut olayda alacaklı, TTK’nın 1352 vd hükümleri uyarınca geminin haczini talep etmeyip, genel hükümlere göre borçlunun, alacağı karşılamaya yeter miktardaki diğer malları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş olduğuna göre, ihtisas mahkemesinin görevli olduğundan söz edilemez. Kararı veren ilk derece mahkemesi görevli olduğu halde görevsizlik nedeniyle talebin usulden reddine karar verilmesi usule aykırı olmuş, bu nedenle kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK’nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve talebin yeniden değerlendirilmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.” yönünde hüküm tesis etmiştir.

Bu uyuşmazlık hakkında söylenmesi gereken, bir gemi sadece deniz alacağına dayalı olarak ihtiyaten haczedilebilir. Zira TTK m. 1353’de düzenlendiği üzere “Deniz alacaklarından başka alacaklar için gemi hakkında ihtiyati haciz kararı verilemez.”. Farklı bir mesele olarak aynı zamanda deniz alacağı mahiyeti taşıyan bir alacak sebebiyle borçlunun taşınır veya taşınmaz mallarına da genel hükümler (İİK) dahilinde başvurulması mümkündür. Şöyle ki borçlunun malvarlığı unsurlarından biri gemi ise, bu durumda alacaklının gemiyi ferden tayin ederek talebinde belirtmesi ve SDR üzerinden teminat yatırması (TTK m. 1363) icap eder. İşte Bölge Adliye Mahkemesi, alacaklının somut olayda belirli bir gemiye yönelmediğinden de hareket ederek haklı olarak kararın kaldırılmasına hükmetmiş ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna kanaat getirmiştir. (İstanbul BAM, 14. HD, 28/01/2025, 2025/51 E, 2025/80 K., Lexpera)

Category

Tags

Comments are closed